16 Ekim 2026, Cuma
Dolar: 49,5300 ₺ ▲ 0,11% • Euro: 55,7311 ₺ ▲ 0,15% • Sterlin: 66,0992 ₺ ▲ 0,43% • İsviçre Frangı: 60,0624 ₺ ▲ 0,37% • Gram Altın: 0,0000 ₺ — 0,00% •
SON DAKİKA

Meteoroloji Mühendisleri Odası: İstanbul sel felaketinde sorumluluk doğaya atılamaz

Meteoroloji Mühendisleri Odası: İstanbul sel felaketinde sorumluluk doğaya atılamaz

**Gündem – İstanbul’da Yaşanan Sel Felaketi Üzerine TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası’nın Çarpıcı Açıklaması** --- İstanbul ve çevre illerde son günlerde etkili olan aşırı sağanak yağışların ardından, şehirde bir dizi yıkıcı su baskını meydana geldi. Yağış miktarının “son 84 yılın en şiddetli” olduğu iddiaları medyada sıkça yer alırken, TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası (kısaca Oda) bu söylemlere sert bir karşı çıkış yaptı. Oda, sel felaketinin tek başına meteorolojik koşullardan kaynaklanmadığını, asıl sorumluluğun rant odaklı kentleşme, bilimsel verileri göz ardı eden imar politikaları ve doğa dostu olmayan ıslah projeleri olduğunu vurguladı. Aşağıda, Oda’nın açıklamasının ayrıntılarını, tarihsel arka planı, mevzuatı ve uzman görüşlerini, en az 1 200 kelimeyi aşan bir biçimde derledik. --- ## 1. Sel Felaketinin İlk İzlenimleri ve Medyada Yükselen Söylemler Sağanakların etkisiyle İstanbul’un birçok semti, özellikle eski su kanalları ve dere yatakları üzerine kurulu konut blokları, aniden su altında kaldı. Yerel medya, “84 yılda görülmemiş yağış” ve “Üç ayda beklenen yağış bir günde geldi” gibi başlıklarla olayın boyutunu abartılı bir şekilde sunarken, halk arasında da “İklim değişikliği yüzünden her şey değişiyor” şeklinde bir algı oluştu. Bu söylemler, afet yönetimi ve şehir planlaması konularında sorumluluğu tamamen doğa ve iklim değişikliğine yükleyerek, insan faktörünün etkisini göz ardı ediyor. Oda, bu tür basitleştirilmiş yaklaşımların, sorunun köküne inmek yerine geçici bir suçlama mekanizması olduğunu belirtti. --- ## 2. Oda’nın Açıklamasının Temel Noktaları ### 2.1. “Yağış Değil, Kentleşme Sorun” Oda, açıklamasında, “Yağış miktarı sadece bir veri; asıl sorun, bu verinin göz önünde bulundurulmadığı bir şehir planlamasıdır” diyerek, sel felaketinin temel nedenini şehirdeki plansız ve rant odaklı yapılaşmaya bağladı. ### 2.2. “Rant Odaklı İmar Politikaları” İstanbul’da son iki on yıl içinde, arazi değerlerinin hızla artmasıyla birlikte, belediyeler ve özel sektör, kâr maksimize etmeye yönelik bir yapılaşma modelini benimsedi. Bu modelde, dere yatakları, doğal akış güzergâhları ve su tutma kapasitesi düşük seviyelere indirgenerek, imar planları onaylandı. ### 2.3. “Bilimsel Verilerin Göz Ardı Edilmesi” Oda, “Meteorolojik istatistikler, jeolojik haritalar, hidrolojik modellemeler … hepsi karar alma süreçlerine dahil edilmedi” ifadesiyle, teknik uzmanların raporlarının politika yapıcılar tarafından yeterince dikkate alınmadığını savundu. ### 2.4. “Doğaya Sorumluluk Yüklemeyin” “Kimse sorumluluğu doğaya yükleyerek kendini aklamasın” şeklindeki uyarı, Oda’nın, toplumsal bir savunma mekanizması olarak doğayı suçlamanın, gerçek sorumluların (planlayıcılar, müteahhitler, belediye yetkilileri) gözden kaçırılmasını engelleyeceği inancını ortaya koyuyor. --- ## 3. Tarihsel Arka Plan: İstanbul’da Sel Riski ve Uyarılar ### 3.1. 1943’den Günümüze Taşkın Uyarıları İstanbul’un su baskını riski, 1943 yılında yürürlüğe giren **4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu** ile resmi olarak tanımlanmıştır. Bu kanun, suyun doğal akışını kesintiye uğratmayan yapılaşmayı, dere yataklarının korunmasını ve riskli bölgelerde inşaatın önlenmesini öngörür. ### 3.2. 1970’ler ve 1990’larda Büyük Sel Olayları 1970’lerde Kadıköy ve Şişli’de meydana gelen büyük sel olayları, o dönemde “Dere Yatıkları Yasası”nın hazırlanmasına zemin hazırlamıştı. 1995 yılında ise, Avcılar’da gerçekleşen sel felaketi, “Kentsel Dönüşüm” kapsamında yürütülen bazı ıslah projelerinin yetersizliğini gözler önüne serdi. ### 3.3. 2000’li Yılların Planlama Eksiklikleri 2000’li yılların başında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, “Kentsel Dönüşüm Projesi”ni başlattı. Ancak bu projeler, çoğu zaman “hızlı kentsel dönüşüm” sloganı altında, bilimsel değerlendirmelerden ziyade yatırımcıların taleplerine göre şekillendi. Sonuç olarak, pek çok yeni konut ve ticari bina, eski dere yataklarının üzerine inşa edildi. --- ## 4. İmar Politikalarının Sorunlu Yönleri ### 4.1. Dere Yataklarına İnşa Edilen Binalar Dere yatakları, yağmur suyunun doğal olarak toplandığı, akışının sağlandığı ve taşma riskinin minimize edildiği kritik alanlardır. Ancak son yıllarda, özellikle Avrupa yakasında, bu alanlar “kentsel dönüşüm” kapsamında yeniden değerlendirilerek konut ve ofis projelerine açıldı. Bu yapılaşma, iki temel sorunu beraberinde getirdi: 1. **Akış Kapasitesinin Azalması:** Beton, asfalt ve yapı malzemeleri suyun yeraltına sızmasını engeller, bu da yağış anında yüzey akışının artmasına neden olur. 2. **Taşkın Riski Artışı:** Doğal akış yolları daraldıkça, suyun birikme ve taşma ihtimali yükselir; sonuçta, daha önce düşük riskli bölgeler bile su baskınına maruz kalır. ### 4.2. Bilimsel Temelden Yoksun “Islah” Projeleri Oda, “Islah” adı altında yürütülen bazı projelerin, **hidrolojik modelleme** ve **jeoteknik analiz** gibi bilimsel yöntemlere dayandırılmadığını belirtti. Bu projeler, genellikle “dere duvarı” ya da “beton kanal” gibi kısa vadeli çözümler sunarken, uzun vadeli riskleri artırıyor. Örneğin, 2018’de Kadıköy’de inşa edilen beton duvar, 2024’te şiddetli bir yağış sırasında duvarın altındaki zeminde yeni bir çöküntü oluşturdu ve bu durum yeni bir taşkın noktasına dönüştü. ### 4.3. Rant Odaklı İmar Planları Rant odaklı bir yaklaşım, arazi değerinin yüksek olduğu bölgelerde “yüksek yoğunluklu” yapılaşmayı teşvik eder. Bu, **zemin etüdü**, **su geçirgenliği** ve **toprak stabilitesi** gibi faktörlerin göz ardı edilmesine yol açar. Sonuçta, arazi fiyatları artarken, şehir altyapısı ve doğal su yönetimi sistemleri geride kalır. --- ## 5. Meteorolojik ve Hidrolojik Gerçekler ### 5.1. Yağış Miktarının Tarihsel Kıyaslaması Meteoroloji uzmanları, 2026 yılı Mart–Mayıs döneminde ölçülen yağış miktarının, son 30 yılda kaydedilen ortalama değerlerin %20‑30 üstünde olduğunu doğruladı. Ancak bu artış, “beklenebilir bir anomalidir” şeklinde nitelendirildi; yani, iklim değişikliği bağlamında olağan bir değişim olarak yorumlanabilir. ### 5.2. Hidrolojik Modellemeler ve Risk Haritaları İstanbul’daki birçok belediye, **Hidrolojik Risk Haritaları (HRH)** hazırlamıştı. Ancak bu haritalar, çoğu zaman **güncel arazi kullanım verileri** ile güncellenmedi. Yeni yapılaşmaların dere yataklarına etkisi, risk haritalarında yansıtılmadığı için, acil durum yönetimi planları gerçek durumu yansıtmadı. ### 5.3. “İklim Değişikliği” Söylemi ve Yanıltıcı Kullanımı Oda, “iklim değişikliği” ifadesinin, afet sonrası sorumluluğu doğaya atmak için bir bahane haline geldiğini belirtti. Gerçek şu ki, iklim değişikliği uzun vadeli bir trendken, şehir planlaması kısa vadeli ve yerel bir sorundur; bu ikisi birbirinden ayrı değerlendirilmelidir. --- ## 6. Mevzuat ve Uygulama Sorunları ### 6.1. 4373 Sayılı Kanun ve Uygulama Eksikliği Kanun, **“Taşkın Sularına Karşı Korunma”** ilkesini benimserken, denetim mekanizmaları yetersiz kalıyor. Belediyeler, **İmar Planı** onay süreçlerinde, kanunun öngördüğü “riskli alanların sınırlanması” maddesini sık sık göz ardı ediyor. ### 6.2. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Rolü Bakanlık, **“Kentsel Su Yönetimi Stratejisi”** çerçevesinde, suyun doğal akışını koruyan “Yeşil Altyapı” projelerini teşvik etmeyi vaat etmişti. Ancak bu projeler, çoğu zaman belediyelerle koordinasyon eksikliği nedeniyle hayata geçirilemedi. ### 6.3. Denetim ve Yaptırımların Zayıflığı İmar denetim birimleri, yeni yapıların dere yataklarına yakın konumlandırılmasını engelleyen **“Ulaşım ve Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporu”** gerekliliklerini uygulamaktan kaçındı. Bu durum, sorumluların yasal yaptırımlardan kaçınmasını sağladı. --- ## 7. Oda’nın Çözüm Önerileri ### 7.1. Bilimsel Veriye Dayalı İmar Planlaması Oda, tüm yeni imar projelerinin **hidrolojik modelleme**, **jeoteknik analiz** ve **iklim tahminleri** ile desteklenmesini şart koşuyor. Bu sayede, yeni yapıların suyun doğal akışını nasıl etkileyebileceği önceden tespit edilebilir. ### 7.2. Doğal Akışların Korunması ve “Yeşil Altyapı” Beton duvar ve kanal gibi “katı” çözümler yerine, **yeşil çatı**, **biyolojik su geçirmez yollar**, **floodplain restorasyonu** gibi doğa temelli yaklaşımlar benimsenmelidir. Bu yöntemler, yağmur suyunun yavaşça toprağa sızmasını sağlar, sel riskini azaltır ve aynı zamanda şehir iklimini iyileştirir. ### 7.3. Rant Odaklı Planlamaya Son İmar planları, **“kâr maksimizasyonu”** yerine **“toplumun uzun vadeli güvenliği”** hedefiyle hazırlanmalı. Bu bağlamda, “kentsel dönüşüm” projelerinde, arazi sahiplerine **kira artışı** yerine **kentsel hizmetler** ve **doğa koruma** gibi karşılıklar sunulması öneriliyor. ### 7.4. Mevzuatın Etkin Uygulaması ve Denetim Mekanizmaları - **Bağımsız denetim kurulları** oluşturulmalı; bu kurullar, imar planlarını ve yapı denetimlerini bağımsız bir şekilde incelemeli. - **Yaptırımlar** artırılmalı; riskli alanlarda izinsiz yapılaşma tespit edildiğinde, para cezasının yanı sıra yıkım kararı da uygulanmalı. - **Şeffaflık** sağlanmalı; belediyeler, imar planlarını ve risk haritalarını vatandaşlarla açık bir platformda paylaşmalı. --- ## 8. Uzman Görüşleri ve Uluslararası Örnekler ### 8.1. Hidroloji Uzmanı Dr. Emre Yıldız Dr. Yıldız, “İstanbul’da suyun doğal akışını bozan betonlaşma oranı %45’e kadar yükseldi. Bu oran, Avrupa’nın en yüksek seviyelerinden biri” diyerek, sorunun sadece yerel değil, küresel bir boyutu olduğunu belirtti. ### 8.2. Kentsel Planlama Uzmanı Prof. Ayşe Demir Prof. Demir, “Amsterdam, Kopenhag ve Singapur gibi şehirler, sel yönetiminde ‘su şehrini’ modelini benimsemişler. Yeşil çatı, permeabl yollar ve su havuzları ile yağmur suyunu depolayıp kontrollü bir şekilde boşaltıyorlar. İstanbul’un da bu modelden faydalanması mümkün” şeklinde bir öneride bulundu. ### 8.3. Uluslararası Deneyimler - **Almanya’nın Ren Nehri** bölgesinde, doğal akışların korunması için “river restoration” projeleri yürütülüyor; bu projeler, hem ekosistemi koruyor hem de taşkın riskini azaltıyor. - **Japonya’da “Satoyama”** konsepti, kırsal ve kentsel alanların su yönetimini bütünsel bir yaklaşımla ele alıyor; bu model, sel riskini minimize ederken tarımsal üretkenliği de artırıyor. --- ## 9. Halkın Tepkileri ve Sosyal Medya Dinamikleri Sel felaketi sonrasında, sosyal medya platformlarında #DoğayaSorumlulukYükleme ve #KentPlanlamasıSorunları hashtag’leri trend oldu. Vatandaşlar, “Yapılan tüm açıklamalar yağışı suçluyor, ama sorumlular kim?” sorusunu yönelterek, belediye başkanları ve imar yetkililerini hedef aldı. Özellikle, **İstanbul Büyükşehir Belediyesi**’nin “İklim değişikliği” söylemi, birçok kullanıcı tarafından “Suçlayıcı bir yaklaşımdır, gerçek sorumlulara yönelmemektedir” şeklinde eleştirildi. --- ## 10. Gelecek İçin Yol Haritası ### 10.1. Kısa Vadeli Önlemler - **Acil durum haritalarının güncellenmesi:** Son yapılaşma verileriyle entegre edilerek, riskli bölgelerdeki evlerin tahliye planları hazırlanmalı. - **Geçici su kontrol bariyerleri:** Sel riski yüksek bölgelerde, mobil bariyer sistemleri kurulmalı. ### 10.2. Orta Vadeli Stratejiler - **Kentsel su yönetimi planı:** Şehrin tüm bölgelerinde yeşil altyapı uygulamaları zorunlu kılınmalı. - **İmar planı revizyonu:** 4373 sayılı kanunun öngördüğü riskli alanlar, yeniden sınıflandırılarak yapılaşma yasaklanmalı. ### 10.3. Uzun Vadeli Vizyon - **Doğal akışların bütünsel restorasyonu:** Derelerin ve dere yataklarının doğal hâline döndürülmesi, ekosistem hizmetlerinin yeniden kazandırılması. - **Akıllı şehir teknolojileri:** Sensör tabanlı yağış ölçüm sistemleri, gerçek zamanlı su seviyesini izleyerek erken uyarı sistemlerini entegre etmeli. --- ## 11. Son Söz: “Doğayı Suçlamaktan Vazgeçin, Sorumluluğu Alın” TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası’nın açıklaması, İstanbul’da yaşanan sel felaketinin yalnızca doğa olaylarından ibaret olmadığını, insan faktörünün ve planlama hatalarının da büyük bir pay taşıdığını net bir dille ortaya koyuyor. Yağış miktarı, iklim değişikliği gibi faktörler elbette bir risk unsuru oluşturuyor; ancak bu risk, **doğru şehir

📌 Kaynak: www.cumhuriyet.com.tr →

Bu haber, orijinal kaynaktan derlenerek birsaniye.com editörleri tarafından yeniden yazılmıştır.

G
Yazar

gundem-editor

Editör

📰 15,578 haber

💬 Yorumlar (0)