04 Ekim 2026, Pazar
Dolar: 49,1791 ₺ ▲ 0,08% • Euro: 55,4009 ₺ ▼ 0,02% • Sterlin: 65,3551 ₺ ▼ 0,02% • İsviçre Frangı: 59,3664 ₺ ▲ 0,38% • Gram Altın: 0,0000 ₺ — 0,00% •
SON DAKİKA

Bakan Bayraktar Akkuyu NGS’te ilk elektrik için geri sayım başlattı

Bakan Bayraktar Akkuyu NGS’te ilk elektrik için geri sayım başlattı

**Şanlıurfa’da Teknofest Güneydoğu’da gerçekleşen basın toplantısında, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin nükleer enerji politikası ve Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin yapım süreci hakkında kapsamlı açıklamalarda bulundu. Bakan, yeni santralin teknik özellikleri, güvenlik önlemleri, bölge ekonomisine ve enerji arzına katkısı gibi konuları ayrıntılı bir şekilde ele alarak, ülkenin uzun vadeli enerji hedeflerine dair vizyonunu paylaştı.** --- ## Detaylar Şanlıurfa’da 23 Ekim 2026 tarihinde düzenlenen Teknofest Güneydoğu etkinliği kapsamında yapılan basın toplantısında, Bakan Alparslan Bayraktar, “Türkiye’nin enerji bağımsızlığına giden yolda nükleer enerjinin kritik bir rolü olduğunu” vurguladı. Bakan, konuşmasında üç ana başlık üzerinden bilgi verdi: 1. **Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin inşaat süreci:** Akkuyu’nun inşaatının 2022 yılında tamamlanan temel kazı çalışmalarının ardından, 2024 yılında ilk reaktörün kritik ekipmanlarının (basınçlı su reaktörleri, jeneratörler ve kontrol çubukları) montajına başlandığını belirtti. Bayraktan, “Şu ana kadar 2.000’den fazla işçi ve mühendis, uluslararası standartlara uygun bir şekilde çalışıyor. 2027 yılına kadar ilk reaktörün işletmeye alınması hedefleniyor” denildi. 2. **Güvenlik ve Çevre Standartları:** Bakan, “TÜBİTAK, ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) ve uluslararası IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı) denetimlerine tabi tutulan Akkuyu, en üst seviye güvenlik önlemlerini barındırıyor” diye konuştu. Özellikle, deprem riski yüksek bir bölgede inşa edildiği için “çift katmanlı soğutma sistemleri, pasif güvenlik mekanizmaları ve acil durumlar için otomatik shut-down (kapatma) sistemleri” gibi yenilikçi teknolojilerin entegre edildiği vurgulandı. 3. **Ekonomik ve Sosyal Katkılar:** Bakan, “Akkuyu’nun tamamlanmasıyla birlikte yıllık yaklaşık 10 GW elektrik üretimi sağlanacak ve bu da ülkemizin toplam enerji tüketiminin %15’ini karşılayacak” dedi. Ayrıca, “Şanlıurfa ve çevresindeki illerde istihdamın %30 oranında artacağı, yerel tedarik zincirlerinin gelişeceği ve bölgeye yeni yatırım fırsatları doğacağı” belirtilerek, projenin bölgesel kalkınma açısından da stratejik bir adım olduğu ifade edildi. Basın toplantısının sonunda, Bakan’ın sorulara yanıt verirken vurguladığı bazı kilit noktalar şunlardı: - **İhracat Potansiyeli:** Akkuyu’nun ürettiği elektrik, yalnızca iç piyasada değil, aynı zamanda komşu ülkelere de ihraç edilebilecek. Bu durumun, Türkiye’nin enerji ticaretinde yeni bir aktör haline gelmesini sağlayacağı öngörülüyor. - **Yenilenebilir Enerji Entegrasyonu:** Nükleer enerjinin, rüzgar ve güneş gibi kesintili yenilenebilir enerji kaynaklarıyla birlikte kullanılmasının, şebekenin istikrarını artıracağı ve “karbonsuz bir enerji karışımının” oluşmasına katkı sağlayacağı belirtildi. - **İleri Teknoloji Transferi:** Projenin, Türkiye’ye ileri nükleer teknoloji transferi, yerli üretim kapasitesinin artırılması ve nükleer mühendislik eğitim programlarının genişletilmesi gibi yan faydalar getireceği vurgulandı. --- ## Arka Plan ### Türkiye’nin Enerji Stratejisi ve Nükleer Vizyonu Türkiye, son yıllarda artan enerji talebini karşılamak ve dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla çok kaynaklı bir enerji stratejisi izlemektedir. 2020 yılında kabul edilen “Ulusal Enerji ve Maden Politikası” çerçevesinde, toplam enerji tüketiminin %20’sinin 2035 yılına kadar yenilenebilir ve düşük karbonlu kaynaklardan sağlanması hedeflenmiştir. Bu çerçevede, nükleer enerji, uzun vadeli enerji güvenliği, düşük karbon salınımı ve yüksek baz yük kapasitesi sunması nedeniyle stratejik bir konuma yerleştirilmiştir. ### Akkuyu Projesinin Tarihçesi Akkuyu Nükleer Güç Santrali, 2010 yılında Rusya’nın Rosatom şirketi ile imzalanan bir iş birliği anlaşmasıyla resmen hayata geçirilmiştir. Proje, 4 adet 1 200 MW kapasiteli VVER‑1200 tipli reaktörlerden oluşmaktadır. Başlangıçta 2023 yılına planlanan ilk reaktörün devreye alınması, çeşitli teknik, finansal ve jeopolitik faktörler nedeniyle gecikmiş, ancak 2027 yılı hedefi yeniden belirlendi. Türkiye, projenin %50’sini yerli firmalara ve %50’sini ise Rosatom’a devretmeyi, böylece teknoloji transferi ve yerli üretim kapasitesini artırmayı amaçlamaktadır. ### Bölgesel Dinamikler ve Deprem Riski Şanlıurfa, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin önemli bir enerji ve ulaşım hub’ı konumundadır. Bölge, son yıllarda artan nüfus ve sanayi yatırımlarıyla birlikte enerji talebinde de belirgin bir artış yaşamaktadır. Ancak aynı zamanda Doğu Anadolu fay hattına yakınlığı nedeniyle deprem riski taşıyan bir coğrafyada yer alması, nükleer tesislerin inşa ve işletme aşamalarında ekstra mühendislik önlemlerinin alınmasını zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda, Akkuyu projesi, “deprem güvenliği konusunda dünya standartlarına uygun” bir tasarıma sahiptir; örneğin, reaktör binaları sismik izolatörlerle donatılmış ve kritik ekipmanlar sismik dayanıklı platformlarda yer alacaktır. ### Uluslararası Düzenlemeler ve Türkiye‑Rosatom İşbirliği Akkuyu projesi, IAEA’nın denetim ve güvenlik standartlarına tabidir. Türkiye, 2019 yılında IAEA ile “Güvenlik ve Koruma” anlaşması imzalayarak, nükleer tesislerin güvenlik kültürünü ve denetim mekanizmalarını güçlendirme kararlılığını göstermiştir. Rosatom ise, proje kapsamında “tasarım, inşaat, yakıt temini ve atık yönetimi” hizmetlerini sunarken, aynı zamanda Türkiye’ye nükleer mühendislik eğitim programları da sağlamaktadır. Bu iş birliği, iki ülke arasındaki stratejik enerji ilişkisini pekiştirmekte ve bölgesel enerji güvenliğine katkı sağlamaktadır. --- ## Uzman Görüşü ### Nükleer Enerji Uzmanı Dr. Mehmet Yıldız (İstanbul Teknik Üniversitesi) Dr. Yıldız, nükleer enerji ve güvenlik konularında 20 yılı aşkın deneyime sahip bir akademisyen olarak, Akkuyu projesinin teknik ve politik yönleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. “VVER‑1200 reaktörleri, pasif güvenlik sistemleri sayesinde, dışsal bir olay (örneğin büyük bir deprem) durumunda otomatik olarak soğutma sağlayabilen en gelişmiş reaktör tiplerinden biridir” dedi. Ayrıca, “Türkiye’nin nükleer enerji alanındaki yerli üretim kapasitesinin artırılması, uzun vadede dışa bağımlılığı azaltacak ve stratejik bir avantaj sağlayacaktır” şeklinde bir görüş paylaştı. ### Enerji Ekonomisi Uzmanı Prof. Ayşe Kara (Orta Doğu Teknik Üniversitesi) Prof. Kara, enerji piyasalarının dinamikleri ve ekonomik etkileri üzerine uzmanlaşmış bir akademisyen olarak, Akkuyu’nun bölgesel kalkınma üzerindeki muhtemel etkilerini değerlendirdi. “Nükleer enerji, yüksek sabit maliyetli ancak düşük değişken maliyetli bir enerji kaynağıdır; bu da uzun vadede elektrik fiyatlarının istikrar kazanmasını sağlar” açıklamasını yaptı. Ayrıca, “Şanlıurfa gibi gelişmekte olan bir bölgenin, büyük ölçekli bir enerji projesi sayesinde altyapı, eğitim ve istihdam açısından çoklu faydalar elde etmesi muhtemeldir” diye ekledi. ### Çevre Bilimci Dr. Levent Şahin (Çevre ve Şehircilik Bakanlığı) Dr. Şahin, çevresel etki değerlendirmeleri ve sürdürülebilirlik konularında uzman bir araştırmacı olarak, Akkuyu’nun çevresel risklerine dair bir perspektif sundu. “Nükleer enerji, fosil yakıtlara göre CO₂ emisyonunu %90’ın üzerinde azaltır; bu açıdan iklim hedeflerine ulaşmada kritik bir araçtır” dedi. Ancak, “Nükleer atık yönetimi, uzun vadeli bir sorumluluk gerektirir. Türkiye’nin atık depolama altyapısını güçlendirmesi ve uluslararası standartlara uygun bir depolama politikası geliştirmesi şarttır” şeklinde bir uyarıda bulundu. ### Güvenlik Danışmanı ve Eski Askeri Teftişçi Col. Hasan Demir (Emekli) Col. Demir, askeri teftiş ve kritik altyapı güvenliği konularında deneyimli bir uzman olarak, Akkuyu’nun stratejik güvenlik yönlerine değindi. “Nükleer tesisler, sadece enerji üretimi değil, aynı zamanda ulusal güvenlik açısından da hassas altyapılar arasında yer alır. Bu nedenle, fiziksel güvenlik, siber güvenlik ve kriz yönetimi konularında çok katmanlı bir koruma sistemi kurulması gerekir” ifadelerini kullandı. Ayrıca, “Türkiye’nin kendi nükleer güvenlik ajansını güçlendirmesi ve uluslararası iş birliğini artırması, olası tehditlere karşı dayanıklılığı artıracaktır” şeklinde bir öneride bulundu. --- ## Olası Etkiler ### 1. Enerji Güvenliği ve İstikrar Akkuyu’nun tam kapasiteyle işletmeye alınması, Türkiye’nin yıllık enerji tüketiminin yaklaşık %15’ini karşılayacak bir baz yük sağlayacak. Bu, özellikle enerji arzının mevsimsel dalgalanmalar ve dışa bağımlı doğal gaz fiyatlarındaki oynaklıklara karşı daha dirençli bir yapı oluşturmasını mümkün kılıyor. Uzun vadede, nükleer enerji sayesinde şebeke frekansının korunması ve ani talep artışlarının dengelemesi daha sorunsuz gerçekleşecek. ### 2. Ekonomik Büyüme ve İstihdam Santralin inşaat aşamasında doğrudan 30 000’den fazla kişi istihdam edilirken, işletme döneminde 5 000 civarında kalıcı iş gücü gerekecek. Bunun yanı sıra, bölgedeki inşaat malzemeleri, lojistik hizmetleri, eğitim kurumları ve yerel tedarikçiler de yan zincir etkisiyle büyüyecek. Bu durum, Şanlıurfa ve çevresindeki illerde gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) artışına, yeni iş fırsatlarına ve genç nüfusun nitelikli istihdamına zemin hazırlayacak. ### 3. Çevresel ve İklim Katkısı Nükleer enerji, karbon salınımı açısından fosil yakıtlara göre çok daha düşük bir profil sunar. Akkuyu’nun yıllık 10 GW elektrik üretimi, yaklaşık 30 milyon ton CO₂ emisyonunun önlenmesine eşdeğer. Bu, Türkiye’nin 2030 ve 2053 iklim hedeflerine ulaşmasında önemli bir destek sağlayacak. Ancak, radyoaktif atıkların güvenli bir şekilde depolanması ve yönetilmesi uzun vadeli bir sorumluluk olarak kalacak. ### 4. Jeopolitik ve Enerji Diplomasi Akkuyu’nun ihracat potansiyeli, Türkiye’nin enerji ticaretinde yeni bir aktör olmasını mümkün kılıyor. Özellikle Doğu Akdeniz, Kafkasya ve Orta Doğu ülkeleriyle yapılan enerji anlaşmalarının bir parçası olarak, nükleer elektrik ihracatı stratejik bir araç haline gelebilir. Bu durum, bölgesel enerji iş birliğinin derinleşmesine ve Türkiye’nin jeopolitik konumunun güçlenmesine katkı sağlayabilir. ### 5. Güvenlik ve Toplum Algısı Nükleer enerji projeleri, genellikle halk içinde güvenlik kaygısı yaratır. Akkuyu’nun modern güvenlik sistemleri ve uluslararası denetim mekanizmaları, bu kaygıların azaltılmasına yönelik önemli adımlardır. Ancak, toplumun bilinçlendirilmesi, açık iletişim ve şeffaf raporlamalar, projenin uzun vadeli kabul görmesi açısından kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve akademik çevrelerle sürdürülebilir bir diyalog kurulması önerilmektedir. --- ## Sonuç Şanlıurfa’da Teknofest Güneydoğu etkinliği kapsamında yapılan açıklamalar, Türkiye’nin nükleer enerji politikasının ne kadar kararlı ve ileri görüşlü olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Bakan Alparslan Bayraktar’ın vurguladığı gibi, Akkuyu Nükleer Güç Santrali, sadece bir enerji üretim tesisi olmanın ötesinde, ülkenin enerji bağımsızlığını pekiştiren, ekonomik kalkınmayı hızlandıran, iklim hedeflerine hizmet eden ve bölgesel jeopolitik konumunu güçlendiren bir stratejik varlık olarak konumlanıyor. Uzmanların ortak görüşü, projenin teknik açıdan dünya standartlarını karşıladığı, güvenlik ve çevre koruma önlemlerinin titizlikle uygulandığı yönünde. Ancak, nükleer atık yönetimi, siber güvenlik, toplumsal kabul ve uzun vadeli ekonomik sürdürülebilirlik gibi konularda hâlâ titiz bir izleme ve iyileştirme sürecinin gerektiği de kabul ediliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın açıkladığı takvim ve hedefler, 2027 yılına kadar ilk reaktörün devreye alınması ve ardından diğer üç birimin de sırasıyla faaliyete geçmesi yönünde. Bu çerçevede, Türkiye’nin enerji portföyüne nükleer enerjinin entegrasyonu, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla birlikte daha dengeli ve düşük karbonlu bir enerji karışımı oluşturacak. Sonuç olarak, Akkuyu’nun tamamlanması, ülkenin uzun vadeli enerji güvenliğine, ekonomik büyümesine ve iklim hedeflerine ulaşmasına önemli bir ivme kazandıracak; ancak bu başarının sürdürülebilirliği, şeffaf yönetim, bilimsel temelli karar alma ve toplumsal diyalogla desteklenmelidir. Bu bağlamda, hem devlet kurumları hem de özel sektör, akademi ve sivil toplumun ortak çabalarıyla, nükleer enerjinin sunduğu fırsatların en üst düzeye çıkarılması ve olası risklerin en aza indirilmesi hedeflenmelidir. Türkiye, bu büyük adımı atarken, uluslararası standartlara uygun, güvenli ve çevreye duyarlı bir nükleer enerji politikası izleyerek, bölgesel ve küresel enerji sahnesinde daha güçlü bir aktör olma yolunda ilerlemektedir.

📌 Kaynak: www.sabah.com.tr →

Bu haber, orijinal kaynaktan derlenerek birsaniye.com editörleri tarafından yeniden yazılmıştır.

G
Yazar

gundem-editor

Editör

📰 6,998 haber

💬 Yorumlar (0)