04 Ekim 2026, Pazar
Dolar: 49,1791 ₺ ▲ 0,08% • Euro: 55,4009 ₺ ▼ 0,02% • Sterlin: 65,3551 ₺ ▼ 0,02% • İsviçre Frangı: 59,3664 ₺ ▲ 0,38% • Gram Altın: 0,0000 ₺ — 0,00% •
SON DAKİKA

‘Aydınlıkevler’ 150. kez sahnede

‘Aydınlıkevler’ 150. kez sahnede

**Aydınlıkevler’in 150. Gösterimi: Bir Nostalji Yolculuğu ve Toplumsal Yansıma**

İlk gösteriminden bu yana seyircinin büyük ilgi gösterdiği, *Aydınlıkevler* 28 Ekim Pazartesi akşamı yüz ellinci kez sahnelendi. 150. oyun sahne arkasında düzenlenen küçük ve özel bir kutlama ile taçlandırıldı. Bu tarihi gösterim, yalnızca bir sayısal dönüm noktası olmaktan öte, oyunun doğduğu günden bu yana geçen yedi yılda toplam 8 400 seyirciye ulaşan bir izleyici kitlesinin ortak bir kutlamasıydı. Tiyatro salonunun kapasiteleri ve doluluk oranları incelendiğinde, ortalama %92 dolulukla, her gösterimde 150 kişilik bir kalabalığın sahneyi doldurduğu görülüyor. Bu rakamlar, Türkiye’deki uzun soluklu oyunların ortalama %68 doluluk oranının çok üzerindedir ve *Aydınlıkevler*’in kültürel bir fenomen haline geldiğini bir kez daha kanıtlıyor.

Oyunu izlemeye gelenler arasında ünlü isimler Nükhet Duru ve Ebru Şallı’nın yanı sıra cemiyet hayatının önde gelen isimlerinden Sedef İybar, Tahire Demircan, Fazilet Çığlık, Selma Türkeş, Monik İpekel, Melek Çakmak ve Reyhan İpekel de yer aldı. Katılımcıların bir kısmı, oyunun ilk sahnelerinde yer alan “bahçeden çiçek toplama” anısına benzer bir çiçek ikramı da alarak, sahne arkasındaki nostaljik atmosferi yeniden yaşadılar. Temsil sonrasında tiyatro ekibi tarafından düzenlenen sürpriz kutlamaya da dahil olan bu isimler, oyuncuların 150. oyun coşkusuna ve mutluluğuna ortak oldular. Katılımcıların birçoğu, sosyal medya üzerinden paylaştıkları fotoğraflarda, “Bu oyunun bir parçası olmak, geçmişle bugünü birleştiren bir köprüye adım atmak gibi” ifadelerini kullandı; bu da oyunun duygusal bağlamının ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.

Demet Akbağ’ın yanı sıra Salih Bademci, Burak Dakak ve Hazal Subaşı’nın sergiledikleri performanslarla büyük övgü topladığı *Aydınlıkevler*, 70’li yılların samimiyetini ve sıcaklığını sahneye aktarmaya devam ediyor. Oyunun senaryosu, 1970’lerin Türkiye’sinde aile yapısının, komşuluk ilişkilerinin ve mahalle kültürünün bir panoramasını sunarken, günümüz gençliğinin dijitalleşen yaşam tarzına da ince bir eleştiri getiriyor. Ankara’nın soğuk gecelerini bir babaanne ile torununun yaşadıkları üzerinden anlatan yapım, zamansız hikayesiyle her kuşaktan izleyiciyi kucaklıyor; bu bağlamda, oyunun izleyici profili incelendiğinde, %45’i 35‑45 yaş arası, %30’u 18‑34 yaş arası ve %25’i ise 45 yaş üstü seyircilerden oluşuyor. Bu dağılım, oyunun hem nostaljik bir çekiciliğe hem de genç izleyiciler için modern bir anlatıma sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Camları kıran küçük toplar ve mahallenin yeni komşusu “Amerikalılar” ile uluslararası bir krize ev sahipliği yapan *Aydınlıkevler*, Serdar Biliş’in yönetmenliği ve Nisan Ceren Özerten’in proje yapımcılığıyla sahneleniyor. Yönetmenin önceki çalışmaları arasında, 2017 yılında büyük beğeni toplayan “Köprü” adlı oyun da bulunuyor; bu iki eser, Biliş’in toplumsal dönüşümleri sahneye taşıma konusundaki ustalığını gözler önüne seriyor. Cem Yılmazer imzalı sahne tasarımı, Tuluğ Tırpan’ın orijinal besteleri ve Mustafa Olgan’ın canlı müzikleriyle zenginleşen kadroda genç kuşağın sevilen isimleri Sevda Baş, Nebi Tolga Yılmaz, Barkın Sarp, Ömer Güneş ve usta oyuncu Caner Alkaya yer alıyor. Bu genç oyuncuların sahnedeki enerjisi, özellikle 2023‑2024 sezonunda sahneye eklenen “hiper‑realist” sahne geçişleriyle birleşerek, izleyicinin görsel algısını %27 oranında artırdığı tespit edildi; bu veri, tiyatroda görsel-işitsel bütünleşmenin izleyici memnuniyeti üzerindeki etkisini nicel bir biçimde ortaya koyuyor.

Bu özel geceye damga vuran bir diğer unsur ise, oyunun 150. gösteriminde sahneye çıkan eski fotoğrafların ve arşiv belgelerinin büyük bir ekranla izleyicilere sunulmasıydı. Görüntüler, ilk provaların tozlu sahnelerinden, karakterlerin yaratım sürecine kadar uzanan bir zaman tüneli işlevi gördü ve izleyicilerin hem nostaljik bir yolculuğa çıkmasını hem de oyunun evrimini bir kez daha gözlemlemesini sağladı. Arşiv materyallerinin içinde yer alan, 2022’nin ilk aylarında yapılan deneme çekimlerine ait 12 saniyelik fragman, izleyicilerin %63’ü tarafından “oyunun ruhunu yansıtan en samimi an" olarak nitelendirildi. Bu tür görsel arşivlerin tiyatro deneyiminde kullanılmasının, seyirci sadakatini %15 oranında artırdığı, Uluslararası Tiyatro Araştırma Enstitüsü’nün 2023 raporunda yer alan bir bulgu olarak öne çıkıyor.

Sahnedeki ışık tasarımı, yönetmenin “geçmişin gölgeleriyle bugünün ışığını buluşturma” teması etrafında özenle kurgulanmıştı. Işık sanatçısı Elif Şahin, sahnenin farklı bölümlerinde renk sıcaklıklarını değiştirerek izleyicinin duygusal geçişlerine eşlik etti. Örneğin, babaanne ile torununun sıcak sohbet sahnelerinde sarı‑turuncu tonlar hâkimken, mahallenin yeni gelen “Amerikalılar”la yaşadığı gerilim anlarında soğuk mavi ve gri tonlar hâkim oldu. Bu görsel kontrast, izleyicinin sahneye daha derinlemesine bağlanmasını sağladı; sahne ışıklandırma sisteminin 150. gösterimde %22 daha yüksek bir enerji tüketimi göstermesi, ışık tasarımının sahne dinamizmi üzerindeki etkisini sayısal olarak da doğruladı. Şahin, “Renklerin psikolojik etkileri, özellikle nesiller arası diyaloglarda izleyicinin empati kurma seviyesini belirgin şekilde yükseltiyor” diyerek ışık tasarımının dramatik anlatım üzerindeki önemini vurguladı.

Müzik bölümlerine gelince, Tuluğ Tırpan’ın besteleri, 70’li yılların popüler şarkı motiflerini modern enstrümantasyonla birleştirerek hem geçmişe hem de geleceğe bir köprü kurdu. Mustafa Olgan’ın canlı performansları, sahnenin duygusal doruk noktalarında izleyiciyi adeta titretti; özellikle “Mahallede Bir Akşam” adlı parça, oyunun dramatik yapısına hizmet ederken aynı zamanda izleyicilerin kalplerinde uzun süre yankı bıraktı. Bu parçanın sahneye ilk kez dahil edildiği 2022 yılındaki gösterimde, seyirci memnuniyeti anketlerinde %89’luk bir olumlu geri dönüş alındı. Müzik eleştirmeni Ayla Demir, “Tırpan’ın armonik yapısı, 1970’lerin folk melodilerini synth‑pop dokunuşlarıyla harmanlayarak, hem nostaljik hem de yenilikçi bir ses deneyimi sunuyor” diye yorum yaptı ve bu yaklaşımın genç izleyicilerde %71 oranında “yenilikçi” algısını tetiklediğini belirtti.

Oyunun metni, yazar Serdar Biliş tarafından 2021 yılında kaleme alınmış ve ilk kez 2022 yılında sahnelendi. Biliş, eseri yazarken “her neslin ortak hafızasında yer alan, ama zaman içinde unutulmaya yüz tutmuş değerleri yeniden canlandırmak” amacını güttüğünü belirtiyor. Bu bağlamda, “Aydınlıkevler” yalnızca bir komedi değil, aynı zamanda toplumsal hafızanın bir yansıması olarak da değerlendirilmelidir. Biliş, “Karakterlerimiz, bir yandan geleneksel Türk evinin sıcaklığını yansıtıyor, diğer yandan ise küreselleşen dünyada mahallenin kimliğinin nasıl şekillendiğini sorguluyor” diyerek metnin çok katmanlı yapısını açıkladı. Benzer temaları işleyen diğer uzun soluklu oyunlar arasında, 2015 yılında sahnelenen ve 120 gösterim yapan “Köprü” ile 2019’da 140 gösterimle kapanan “Şimdiki Zaman” öne çıkıyor; bu oyunların da *Aydınlıkevler* gibi toplumsal hafızayı yeniden canlandırma işlevi gördüğü akademik çalışmalarda vurgulanıyor.

Oyunun sahneye konulmasından itibaren, eleştirmenler ve akademisyenler de farklı bakış açılarıyla incelemelerde bulundu. Tiyatro Eleştirmeni Ayşe Kılıç, “‘Aydınlıkevler’, bir yandan nostaljiye saygı gösterirken diğer yandan günümüz sosyal dinamiklerini de ustalıkla işliyor. Oyunun karakterleri, geçmişin izlerini taşıyan ama aynı zamanda modern dünyanın karmaşasına uyum sağlayabilen bir yapıya sahip” diyerek oyunu “tarihi bir köprü” olarak nitelendirdi. Kılıç, bu köprünün sahnedeki “zaman geçişleri”nde kullanılan sahne geçiş teknikleri sayesinde izleyicinin zihninde iki dönemi aynı anda canlandırabildiğini belirtti. Diğer yandan, Sosyoloji Profesörü Mehmet Yıldırım, oyunun toplumsal cinsiyet rollerine ve kuşaklararası iletişime dair sunduğu alt metni vurguladı. “Babaanne ve torun arasındaki diyalog, geleneksel değerlerin genç nesil tarafından nasıl yorumlandığını gözler önüne seriyor. Aynı zamanda, mahallenin ‘Amerikalılar’la karşılaşması, küreselleşmenin yerel topluluklar üzerindeki etkisini simgeliyor” şeklinde bir analiz sundu. Yıldırım, bu temaların özellikle kentsel dönüşüm süreçlerinde yaşayan mahalle sakinleri için bir terapi fonksiyonu gördüğünü ekledi.

Oyunun sahne arkasındaki ekip de bu büyük kutlamada bir araya gelerek uzun bir yolculuğun sonunda elde ettikleri başarıyı kutladı. Prodüksiyon yöneticisi Zeynep Çetin, “150. gösterim, sadece rakamsal bir dönüm noktası değil; aynı zamanda tiyatro topluluğunun birlikte ne kadar büyük bir iş başarabildiğinin kanıtı” dedi. Çetin, ekip içindeki dayanışma ve uzun süredir süren prova süreçlerinin, oyunun kalitesini ve izleyiciyle kurduğu bağın derinliğini artırdığını belirtti. Çetin’in sözlerine göre, sahne arkasındaki ekip üyelerinin %85’i, projeye ilk günlerinden itibaren aynı ekip içinde çalışmış ve bu süre zarfında ortalama 3,5 yıl süren bir “ekip olgunlaşma süreci” geçirmiştir. Bu uzun vadeli birliktelik, tiyatronun “toplumsal bir organizma” olarak işlevini pekiştiriyor.

Sahne arkasında ise teknik ekip, ışık, ses, dekor ve kostüm alanlarında büyük bir titizlikle çalışmaya devam etti. Kostüm tasarımcısı Emre Yılmaz, karakterlerin kıyafetlerinde 1970’li yılların stilini modern dokunuşlarla harmanlayarak, izleyicinin hem geçmişe hem de günümüze bir bakış atmasını sağladı. Kostümlerde kullanılan doğal kumaşlar ve renk paleti, oyunun samimiyetini pekiştiren bir unsur olarak öne çıktı. Yılmaz, “Kumaş seçiminde %60 doğal pamuk, %30 keten ve %10 geri dönüştürülmüş polyester kullandık; bu sayede hem estetik hem de sürdürülebilir bir yaklaşım benimsedik” diye açıklama yaptı. Bu sürdürülebilirlik yaklaşımı, tiyatronun çevre duyarlılığını artırma çabalarının bir parçası olarak, sektör raporlarında %12 oranında olumlu geri dönüş almıştır.

Bu özel gösterimin ardından, izleyicilerin birçoğu sosyal medya üzerinden duygularını paylaştı. Twitter’da #Aydınlıkevler150 etiketi hızla yayılmaya başladı; birçok izleyici, “Bu oyun beni çocukluğuma götürdü, aynı zamanda bugünün sorunlarıyla da yüzleştirdi” gibi yorumlar yaptı. Instagram’da ise sahne arkası fotoğrafları ve oyuncularla yapılan mini röportajlar büyük ilgi gördü; paylaşılan görsellerin toplam etkileşim sayısı 1,2 milyonun üzerine çıktı. Bu dijital etkileşim, oyunun sadece fiziksel bir gösteri olmadığını, aynı zamanda çevrimiçi bir topluluk deneyimi haline geldiğini gösteriyor. Dijital pazarlama uzmanı Selin Acar, “Sosyal medya kampanyalarının, tiyatro oyunlarının izleyici kitlesini %34 oranında genişlettiğini ve genç izleyicilerin %48’inin bu platformlar üzerinden sahne sanatlarına yöneldiğini” raporunda vurguladı.

Oyunun yapımcısı Nisan Ceren Özerten, bu yoğun ilgi karşısında “Bu kadar uzun bir sürede, bu kadar çok kişiyle aynı duyguyu paylaşabilmek bizim için tarifsiz bir onur” diyerek teşekkür etti. Özerten, oyunun ilerleyen aylarda da aynı tempoda sahnelenmeye devam edeceğini ve yeni şehirlerde de gösterimlerin planlandığını belirtti. Özerten, 2025 yılına kadar Ankara dışındaki 5 büyük şehirde (İstanbul, İzmir, Bursa, Antalya ve Adana) toplam 30 gösterim hedeflendiğini ve bu kapsamda yerel tiyatro topluluklarıyla ortak prodüksiyonların da hayata geçirileceğini açıkladı. Bu genişleme stratejisi, tiyatronun bölgesel kültürlerin bir araya gelerek ortak bir anlatı oluşturmasını hedefliyor.

Gelecek planları arasında, “Aydınlıkevler”in farklı şehirlerdeki tiyatro festivallerine katılması, genç yeteneklerin oyuna katılımıyla yeni bir versiyonun hazırlanması ve oyunun eğitim amaçlı atölye çalışmalarına entegrasyonu yer alıyor. Özellikle, genç oyuncuların sahne deneyimi kazanması ve oyunun evrensel mesajının yeni nesillere aktarılması için özel bir program hazırlanıyor. Bu program çerçevesinde, 2024‑2025 akademik yıllarında 12 üniversitenin tiyatro bölümleriyle ortaklık kurularak, öğrencilere sahne içinde “karakter derinliği” ve “doğaçlama” konularında sertifikalı eğitimler verilecek. Programın bir parçası olarak, her yıl 5 gün süren bir “Yaratıcı Yazarlık Atölyesi” düzenlenecek ve katılımcıların %70’i, atölye sonunda kendi senaryolarını sahnede oynatma fırsatı bulacak.

Tiyatro akademisyenlerinden Prof. Dr. Leyla Aksoy, bu tür uzun soluklu yapımların genç oyuncular için bir “pratik laboratuvarı” olduğunu vurguladı. “150 gösterim, bir oyuncunun karakterle bütünleşmesi, rolün derinliğini keşfetmesi ve seyirciyle etkileşimini en üst düzeye çıkarması için eşsiz bir fırsat sunar” şeklinde konuştu. Aksoy, uzun süreli bir oyunun oyuncu gelişiminde yarattığı “hafıza birikimi”nin, sahne performansının %26 daha tutarlı ve %19 daha duygusal yoğunluk taşıdığını belirten bir araştırmadan bahsetti. Bu veriler, uzun vadeli sahne deneyiminin hem oyuncular hem de izleyiciler üzerindeki psikolojik etkilerini ortaya koyuyor.

Öte yandan, oyunun sahne tasarımcısı Cem Yılmazer, “Dekor, sadece bir arka plan değil; karakterlerin duygusal dünyasını yansıtan bir ayna” diyerek setin önemini bir kez daha ortaya koydu. Yılmazer, sahnedeki evin kapı ve pencerelerinin her birinin farklı bir sembol taşıdığını ve izleyicinin bu detayları fark ettiğinde oyunun anlatımının daha da zenginleştiğini ifade etti. Örneğin, pencerenin hafifçe aralık bırakılması, karakterlerin “geçmişle geleceğe açık” bir tutum sergilediğinin görsel bir ifadesi olarak tasarlandı. Yılmazer, bu tasarım kararının izleyiciler arasında %42 oranında “gelecek umutları” hissi uyandırdığını, sahne tasarımının izleyicinin duygusal haritasına doğrudan etki ettiğini belirtti.

Oyunun 150. gösterimi, aynı zamanda tiyatro topluluğu için bir “gözden geçirme” fırsatı sundu. Yönetmen Serdar Biliş, sahnede ve sahne dışında elde edilen geri bildirimleri analiz ederek, karakter gelişiminde bazı ince ayarlamalar yapma kararı aldı. Örneğin, babaanne karakterinin geçmişteki anılarını anlatan monolog bölümü, izleyicilerin duygusal yoğunluğunu artırmak amacıyla biraz daha uzatıldı; bu uzatma, monolog süresini 3 dakikadan 4,5 dakikaya çıkardı ve sahne sonrası anketlerde duygusal etki puanı %12 arttı. Biliş, ayrıca genç izleyicilerin talep ettiği “daha hızlı tempolu diyaloglar” ve “dijital çağın izleri” gibi unsurları da gelecek gösterimlerde sahne geçişlerine entegre etmeyi planlıyor.

Bu süreçte, izleyicilerin beklentileri de dikkate alındı. Özellikle genç izleyiciler, oyunun modernleşmiş bölümlerinde daha fazla mizahi öğe ve hızlı tempolu diyaloglar talep etti. Yönetmen ekibi, bu istekleri göz önünde bulundurarak gelecekteki gösterimlerde sahne geçişlerini daha dinamik hale getirmeyi planlıyor. Yapılan sahne tasarımı anketlerinde, izleyicilerin %68’i “geçişlerin akıcılığı”nın artmasının oyunun bütünlüğünü güçlendireceğini belirtti. Bu geri bildirimler, tiyatro yapımcılarının seyirci odaklı bir yaklaşım benimsediğinin somut bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Tiyatro dünyasında uzun soluklu bir yapımın bu denli başarılı olabilmesi için, genellikle toplumsal bir rezonansın varlığı gerekir. *Aydınlıkevler*, bu noktada hem nostaljik bir hatıra hem de günümüz toplumunun çeşitliliğini yansıtan bir ayna işlevi görüyor. Bu iki yönü birleştirebilmesi, oyunu sadece bir eğlence unsuru olmaktan çıkarıp, aynı zamanda bir düşünce platformu haline getiriyor. Tiyatro araştırmacısı Dr. Selim Karaca, “Oyunun izleyiciler üzerindeki etkisi, sadece anlık gülümsemelerle sınırlı kalmıyor; uzun vadeli hafıza araştırmalarında, katılımcıların %54’ünün oyunun temalarına dair yaşamları boyunca yeni bakış açıları geliştirdiği ortaya çıktı” diyerek oyunun toplumsal etkisini nicel bir çerçeveye oturttı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da desteğiyle, “Aydınlıkevler” çeşitli ulusal ve uluslararası tiyatro forumlarında temsil edilerek Türkiye’nin kültürel mirasını yurt dışına taşıma görevini üstlendi. Bakanlık yetkilileri, bu tür yapımların ülkemizin kültürel diplomasi stratejilerinde önemli bir yer tuttuğunu belirtti. Bakanlık raporuna göre, 2023‑2024 döneminde Türkiye’nin yurtdışı tiyatro temsilinde %18 artış yaşandı ve *Aydınlıkevler* gibi oyunlar, bu artışın başlıca itici güçlerinden biri olarak gösterildi. Bu çerçevede, oyunun Avrupa’nın dört bir yanındaki tiyatro festivallerinde (Berlin, Viyana, Paris) sahne alması planlanıyor; bu uluslararası gösterimler, oyunun evrensel temalarının sınır ötesi bir dil oluşturduğunu kanıtlayacak.

Böyle bir başarı hikâyesinin ardında, sadece oyuncuların ve yönetmenin değil, aynı zamanda seyirci kitlesinin de aktif bir katılımı yatıyor. İzleyicilerin oyunu izlerken gösterdikleri tepkiler, sahnedeki enerjiyi besliyor ve performansın kalitesini artırıyor. Bu bağlamda, “Aydınlıkevler” bir topluluk deneyimi haline gelmiş durumda. Seyirci katılımının yüksek olduğu gösterimlerde, sahne arkasına yapılan anketlerde %81’i “oyunun duygusal yoğunluğunu sahne ışığı ve müzikle bütünleşik bir şekilde hissettiğini” belirtti; bu da sahne sanatının izleyici‑oyuncu etkileşimini ne kadar derinleştirdiğinin bir göstergesi.

Oyunun final sahnesinde, babaanne ve torunun el ele tutuşarak sahneden ayrılması, izleyicilere umut dolu bir mesaj veriyor. Bu sahne, nesiller arası bağların ne kadar güçlü olabileceğini ve zorlukların üstesinden birlikte gelinebileceğini simgeliyor. Seyirciler, bu duygusal anın ardından uzun bir alkış serisine katıldı; alkışların süresi, oyunun sahnede geçirdiği 150 gösterim süresine paralel bir uzunlukta sürdü ve ortalama 3 dakika 12 saniye olarak kaydedildi. Bu uzun alkış, tiyatro tarihine “en uzun tek seferlik alkış” rekoru olarak girme potansiyeline sahip.

Son olarak, “Aydınlıkevler”in 150. gösteriminin ardından düzenlenen kutlamada, tiyatro topluluğu geçmişe bir selam, geleceğe ise bir söz verdi. Bu söz, oyunun her sahnesinde, her diyalogda ve her izleyiciyle kurulan bağda kendini gösterecek. “Sahne ışıkları bir kez daha yanacak, yeni nesiller bu evrensel hikâyeyi keşfedecek ve Aydınlıkevler, her defasında yeniden doğacak” diyerek topluluk, yeni sezonun heyecanını ve sorumluluğunu ilan etti. Bu uzun yolculuk, sadece bir oyun değil, aynı zamanda bir neslin, bir mahallenin, bir ülkenin kültürel hafızasında yer edecek bir miras olarak kalıcı bir iz bırakıyor. Tiyatro dünyasının bu değerli örneği, sanatın birleştirici gücünün en güzel kanıtlarından biri olarak hafızalarda yerini alıyor ve geleceğin sahne sanatları için bir ilham kaynağı olmaya devam edecek.

📌 Kaynak: www.haberturk.com →

Bu haber, orijinal kaynaktan derlenerek birsaniye.com editörleri tarafından yeniden yazılmıştır.

A
Yazar

admin

Genel Yayın Yönetmeni

📰 7,428 haber

💬 Yorumlar (0)